Follow by Email

7 Temmuz 2011 Perşembe

İçimden Dökülenler

Blog blog söyle bana kim karışır burada benim yazdıklarıma?

Evet, kimse karışamaz burası benim blogum duyduğum, öğrendiğim,  hissettiğim her şeyi paylaşmaktan müthiş zevk aldığım canım blogum.

Bu akşam da düşündümde yazacak bir kaç konu var. İlki Kaynağım İnsan'da İpek Hanım'ın önerdiği kitaplardan biri hakkında, diğeri sadece saatler sonra kavuşacağım Bon Jovi hakkında diğeri de yanlış anlaşılmalar ve benim kahrolası sivri dilim yüzümden çok kırdığım bir çalışma arkadaşım hakkında...



Evet kitapla başlayayım, Ahmet Şerif İzgören'in İş Yaşamında 100 Kanguru kitabı... Sitedeki önerilerde adından mıdır nedir ilk dikkatimi çeken kitap bu oldu. Hemen dün akşam gittim Inkılap' tan satın aldım. (16TL) Eve gelir gelmez heyecanla okumaya başladım gözümden ilk yaş kitaba düştüğünde fark ettim ki 103. sayfadayım (duygusallıktan düşmedi o yaş gözüm sulanmış) :) nasıl oldu anlamadan su gibi akıp gitmiş ... Bugüne kadar okuduğum en iyi mesleki gelişim kitabı diyorum ve hiç çelişmeden diyorum bunu... Kitabın üzerinde ki dünyada ilk defa kitap iade garantisi yazısının nasıl ortaya çıktığını anlamak hiç zor değil... Yazım biter bitmez kendime bir fincan çay koyup balkonumda kitabın kalanını tamamlayacağım.



Gelelim Bon Jovi'ye... Düşündüm de ne kadar çok zamandır bekliyormuşum meğer ben onları. Çocukların bayram hazırlıkları gibi hazırlandım konsere... Kıyafetlerim,  terledikten sonra giyerim diye hırkam, biletler bin defa kontrol edildi, ekip hazır, her şey hazır. Hele bir de öncesinde Şebo dinlemek off katmerli keyif... Konser fotoğrafları ve yorumlar sanırım en erken pazar günü burada olur.




Gelelim kalbini kırdığım vatandaşa...  Hep diyorum kendime ' Bak kızım sen IK'cısın hedeflerin,yolun bu doğrultuda düşünmeden konuşma, yazma, paylaşma' ama gel gelelim bu aceleci yapım, sabırsız ruhum, ne dediğini bilmez dilim, haddini bilmez parmaklarım her yere dalar, hiç lafını esirgemez... :(
Üstelik hiç derste almaz hatalarından birde yetmez gibi üstüne gider olayların iyice alevlendirir mevzuyu...
Bilmeden mi, bilerek mi yaptım bilmiyorum amacım neydi onu hiç bilmiyorum ama Cuma günü çok sevdiğim birini epeyce kırmışım...  Bugün tüm gün beraber çalıştık ama çok sonra söyledi yüreğinden beni sildiğini... Üzüldüm, pişman da oldum ama sanırım artık çok geç. Kendimi affettirmek için ne yaparım bilmiyorum bu konuda elimden ne gelir... Ya da bunun için bir şey yapar mıyım onu da bilmiyorum. Çünkü bilirim ki yürekten silmek kolay değildir, silinince de yeniden o yürekte yer almak... Bizim de zamanında silmişliğimiz ve asla bir daha yüreğimize sokamayacağımız insanlar oldu. Bu durumu biliyorum ve de anlıyorum. Birinin yüreğinden silinmiş olmak üzücü elbet ama her hatanında bir bedeli var. Benimde sivri dilimin bedeli bu olsa gerek. Ben onun yüreğinde olmasam da olur ama, o benim onu çok sevdiğimi bilsin yeter...

Ps: Belki bu yazımı okur, belki bana hala arkadaşlığımız için yapacak birşeyler olduğuna dair bir işaret gönderir ne dersiniz? ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder