Follow by Email

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Hadi Kitapların Tozunu Alalım

Hep diyorum yine derim IK bloggerı olma sebebim İpek Hanım'ın sitesinde son yazı, tatilde okunacak kitaplar hakkındaydı... Bu aralar bende normale göre daha çok okuyorum ve burada önereceğim yaz alternatifleri olabilir diye düşündüm...


Geçenlerde bir AVM' de kitaplar %40 indirimdeydi. Kendimi tutamadım. Saldırdım kitaplara bir kaçı bitti bir kaçı da kütüphanede beni bekliyor.


Bu kitapların arasında epeydir okumayı planlayıp da bir türlü alıp okumadığım Mümin Sekman'ın da bir kitabı vardı. Pazar günü yollarda gidip gelirken başlayıp bitirdim Her şey beyinde başlar isimli kitabı...
Adından anlaşılacağı gibi her şeyin önce beyinde başladığını anlatıyor. Sizler önce anne ve babanızın beyninde bir fikirdiniz diyor, inanmayın beynin sadece %10' unu kullanıyoruz palavralarına diyor. İnsan cep telefonu ile konuşurken bile beyninin tamamını kullanırmış. Asıl mesele beyni kullanmak değil nasıl kullandığımızmış. Sevdim kitabı aslında ben yazarın yalın ve eğlenceli dilini sevdim. Bugüne kadar okumamakla hata etmişim hemen diğer kitaplarını da alıp okuyacağım. Dediğim gibi yalın ve ince kitaplar, haftasonları ya da uykusuz geceler için şahane başla-bitir kitaplardan...


Şu ara elimde ki diğer kitap bir süredir elimde sürünen Buket Uzuner'in İstanbullu kitabının İngilizce çevirisi... Benim ingilizce ancak 233. sayfaya kadar bana eşlik etti. Ondan sonra elimde Iphone habire tranlate yapa yapa kitaptan birşey anlamamaya başladım bu durum da çok canımı sıktığı için, canım kitabın sonuna varamıyorum. Üstelik daha önce Türkçe'sini okuduğum bir kitap bu... Bu arada bu kitapda kesinlikle tavsiyemdir. Uzun yıllar önce teyzem sayesinde Bodrum'da uzun bir yaz tatilinde 'İki Yeşil Su Samuru' ile tanımıştım Buket Uzuner'i o zamandan beri severim. Hep zevkle okumuşumdur kitaplarını ve de bana hep o sarı sıcak yazı hatırlatır, güzel çocukluk yıllarımı...




Geçelim diğer kitaplara Aşkın Gözyaşları 1 ve 2....

Sinan Yağmur tarafından kaleme alınan aşkın gözyaşları 1'de Tebrizli Şems, aşkın gözyaşları 2'de ise Hz. Mevlana anlatılıyor. Bu iki kitap şimdilik ailenin diğer fertleri tarafından okunmakta, zaten henüz benim listemde sıraları gelmiş durumda değil... Ama bu yaz mutlaka okunacaklar arasında her ikiside...

Zaten ailemin bir tarafının Konya'lı olması beni çocukluğumdan bu yana Hz. Mevlana'ya yakın kılmıştır. Ama Şems ile asıl tanışmam Elif Şafak sayesinde olmuştur. Düşünüyorum da okuduğum en derin kitap 'Aşk' olsa gerek... Okumamak, sindire sindire okumamak ne büyük kayıp... Elif Şafak demişken bu ara elimden düşmüyor 'Kağıt Helva' başucu kitabım oldu her gece en az 4-5 paragraf okuyorum. Bu kadın ruhuma ilaç benim...







Ve bu gecenin son kitabı; Aslında bu kitap için biraz gecikmiş olabilirim... Paulo Coelho 'Elif'

'' Hilal ben; Türkçede, ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi demektir. Ülkemin bayrağında da vardı hilal.''


Bu kitabı da aldığımdan itibaren üç arkadaşım okudu bitirdi. Hepsi hemen başla oku, bir nefeste bitir dediler daha önceden Coelho romanları hakkında deneyimliyim. Şahane olduğuna zaten emindim, arkadaşlarımın konu ile ilgili fikirleri de beni destekledi...





Kitaplarla ilgili paylaşacaklarım bu gecelik bu kadar... Ama yukarıda yazarken Elif Şafak ve Aşk yine yüreğime değdi... Bu kitabı okumamış olan arkadaşlar için bir kaç maddeyi bu yazının altında paylaşmak istiyorum...



1 Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.




5. kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği:
Bırak kendini, ko gitsin; akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!





8. kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar.  Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.











9. kural: Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

11. kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

14. kural:Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

25. kural : Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an da burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

27. kural : Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır, şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin herşey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

31. kural : Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bunda ki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise ,ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.







36. kural :  Hileden,desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan !
37. kural :Allah kılı kırk yaracak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır; bir de ölmek zamanı.
38. kural : Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım ? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık !
Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.
Ne kadar elemeye çalışsam da yine bir sürü maddeyi paylaşmak istedim... Belki henüz okumayanlar için bir ışık olur diye... Bu arada 14 ve 36 numaralı maddeler ne zor zamanlarımda nasıl güç oldular bana bir bilseniz...
Yüreğimdeki huzur hepinizin içine aksın şahane bir geceye yatıp şahane bir sabah uyanın... Bol kitaplı günler, geceler :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder