Follow by Email

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Ekip Ruhunuz Hiç Ölmesin

Bu gecenin ikinci merhabası;

Bazen aklıma 2 satır düşmezken bazen de sayfalarca yazası geliyor insanın... Genelde ruh hali düşükken daha bir verimli oluyor insan...

Film güzeldi zaten yıllardır severim Harry Potter'ı, merak etmeyin ben onların çocukluklarını bilirim geyiğini yapmayacağım :)

Filmin ortasında Lord Voldemort'un kara büyüsü çöktü salona 5,2 şiddetinde ki depremle bir sallandık kendimize geldik. Zaten 3D olan filmin efektine efekt kattı deprem sağolsun...

Neyse gelelim kendi konumuza ;

Bundan 3,5 yıl önce büyük umutlarla girdiğim şirketimden büyük bir hayal kırıklığı ile çıktım bir Cuma günü elimde koli ile...

Ekip arkadaşlarımın bir çoğunun amacı kendi başarıları ile bir yere gelmek yerine, başkalarının başarısızlıklık ve talihsizlikleri ile prim yapmaktı. Bu durum beni çalıştığım kurumdan, arkadaşlarımdan, bu duruma göz yuman yöneticilerimden hatta kurumun markasından bile nefret ettirdi. Uzun süre şartlar, mecburiyet, cesaretsizlik adı her ne ise buna boyun eğdim. Ama o gün benim için dönüm noktası oldu karar aldım ve her şeyi göze alarak istifa mektubumu yazdım. 18 Mart 2011...

Kapıdan çıktığım gün vücudumun her yeri ürtiker denen hastalık yüzünden yara içindeydi. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda o kapıdan çıkarken kendime söz verdim. Bundan sonra güvenmediğim bir ekiple, güvenmediğim bir kurumda beş dakika bile harcamayacaktım.

Ekip ruhu, çalışanların en büyük silahı. Hep en güvendiğim atasözü olmuştur 'birlikten kuvvet doğar' gerçekten böyle. Birliksen, dirliksin. Bunu kimse inkar edemez. Elele vererek büyürüz ancak iki elimizi de kendimiz tutarsak daracık bir çemberin içinde kalakalırız.
Ama 5 kişi elele verirsek daha büyük bir çember yaratırız. Daha çok şey alabiliriz ortamıza.

Bundan sonra biraz daha mahalle ağzı ile yazacağım.

Zayıf insanları kimse sevmez. Güç, hayatın her alanında olmazsa olmaz. İş hayatında pasif, sessiz, kendi halinde durarak bir yerlere gelmiş birileri varsa bana gösterin ben hiç tırmalamadan, alnından ter akmadan, uykusuz geceler geçirmeden bir yerlere geleni görmedim.

Patronun çocuğu, torunu, yeğeni falansan iş ayrı. Zaten onlar hayatlarının hiç bir anında bu tiltin arkasına sığınırlarsa hiç bir yere gelemezler.

Uzun zaman önce sarsılan kurum inancım yeni ofisimde ki şeker şerbet insanları tanıyınca biraz olsun düzelmeye başlamıştı... Taa ki bugüne kadar.

Bugün ofis asistanı arkadaşım ve beraber iş yürüttüğüm çalışma arkadaşım dışarıda ki işleri sebebiyle şirket içinde olamadılar.

Onların işlerinin büyük bir kısmı demek isterdim ama neredeyse tamamı bana kaldı. Ben kendimi iyi tanıyorum hayatımda hiç bir zaman işten kaçmadım, bilakis saçma sapan işler yarattım kendime..

Beni yapan yöneticim Ramazan Kayan'a, beni komplekssiz, egosuz yetiştiren canım anneme çok teşekkür ediyorum.

Bugün onca yoğunluğumun içinde saçma sapan egoları yüzünden faksını bile ofis asistanına çektirenler bugünde bana yaptırmaya çalıştılar. Mevzu ne faks çekmek ne de başka bir şey hepimizin orada olma amacı aynı... Kazanmak&Kazandırmak...

Ama bunu saygı ve sevgi çerçevesinde gereksiz duygulardan arınmış olarak yapabilmek gerek.
Benimle çalışan arkadaşlarım çok iyi bilir, birinin bile itiraz etmeyeceğine adım kadar eminim. Her işi yaparım, hiç bir işten gocunmam, mutfağa gider, gelirken müdürüme kahve de yaparım. Taa ki bana artık saygı duyulmadığını hissedene kadar.

Bu sefer kendime gerçekten söz verdim. Asla ama asla kuruma ve ekibe inancımı kaybettiğim bir mecrada zaman kaybetmeyeceğim.

Bir takım beklentilerim var düzeleceğini umduğum sıkıntılar... Bu haftayı bunlarla mücadele ederek geçireceğim. Henüz güvenimi sarsmamış arkadaşlarım var bunları düşünerek bir hafta daha sabredeceğim. Bana içine girdiğim yolda destek olacağına dair söz veren arkadaşlarım var ya da arkadaşım onun sözüne ne kadar sadık kalabileceğini görene kadar bekleyeceğim. 3,5 aydır sistem sistem diye parçalandığımı fark etmesini umduğum yöneticilerimin tepkisini bekleyeceğim.

Şayet beklentiler umduğum gibi olmazsa kendime 18 Mart'ta verdiğim sözümü tutacağım. Benim artık çıkmaz sokaklarda kaybedecek zamanım yok.

                Çalıştığınız kuruma ve ekibinize olan güveninizi hiç kaybetmemeniz dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder