Follow by Email

29 Ekim 2011 Cumartesi

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı



29 Ekim Cumahuriyet Bayramımız Kutlu Olsun.

Kim, nasıl engel olur ki içimizdeki çoşkuyu susturmaya.

Böyle zamanlarda daha da derin kutlanmalı diye düşünürken...

24 Ekim 2011 Pazartesi

FARKINDAYIZ.



Geçen hafta önce ciğerimizi yakan şehit haberleri daha onun sarsıntısıyla sallanırken Van'da ki sarsıntı. Güzel vatanımızın üzerinde kara bulutlar.

Kardeşi kardeşe kırdıranlar elbet birgün gelecek güçler birleşecek bunu bilin ve adımlarınızı buna göre atın. Gencecik bedenler toprağın altına analar, babalar bizim sizin hiç birimizin teselli edemeyeceği başına gelmemiş kimsenin anlayamayacağı kadar kederli. Acı, şaşkınlık, umutsuzluk ve elden gelen koca bir hiç.

İnsanlar sokaklarda bağrıyor... 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' Pek tabi onlar kahramanlarımız onlar manen hiç ölmüyor ama gidip birde gözü yaşlı anasına soralım O ne cevap verecek.

O yetmez gibi Van'dan gelen 7,2' lik deprem. Hava soğuk, ayaz, bebekler, yaşlılar, insancıklar. Enkaz altında son nefesini verenler,  enkaz altında bir ışıl görmekten başka hiçbir şey istemeden bekleyenler. Şimdide diyoruz ki 'Doğu'da deprem ilahi adalet, gebersinler.' Ne oluyor bize, biz aynı topraklarda yaşayan, aynı bayrağa inanan, aynı Cumhuriyet'in çocukları, aynı Atatürk'ün evlatları ne oluyor bize. Ne yapıyorlar bize? Bizi kim oyuna getiriyor, biz neden oyuna geliyoruz???

Sokağa çıkıp tepki gösteren, ellerinde bayrakları yüreğinde vatan aşkı ve şehitlerin acısı ile yürüyen insanlar sizi seviyorum sonsuz da saygı duyuyorum. Ama biz sokaklarda bağrırken birileri bizim gürültümüzü fırsat bilip sessiz sessiz altımız oyuyor farkında mıyız?
Bu ülkenin çalışan, üreten, sorgulayan insanlara ihtiyacı var.  Birlik olmak için gün bugündür. Düşmana fırsat verip depremde ölen yurttaşlarımıza 'oh oldu' demek değil onlara yardım etme zamanıdır.

Bu vatan nasıl kazanıldı bunu hatırlamak bir Sakarya'yı bir Çanakkale'yi düşünmek, nasıl bir vatanın evladı olduğumuz hatırlayıp, içimizdeki kudretin varkına varma zamanıdır. Sessiz çığlığımızı dünyaya duyurma zamanıdır.

21 Ekim 2011 Cuma

Gelecek Geliyor Hazır mıyız?

Bu haftabaşında işyerinde arkadaşım Volkan ile Fütürist Ufuk Tarhan'ın eğitimine katıldık. Bir süredir ilgi alanımıza giren bu konu hakkında olayınTürkiye'de ki en iyi ismini dinlemek çok faydalı oldu.

Ufuk Hanım TFD ( Türkiye Fütüristler Derneği ) Başkanı. Dinlemek, konuşmak, kendisi ile paylaşımda bulunmak çok keyifli ve verimliydi. O eğitime dair detaylı bir yazı zaten paylaşacağım önümüzdeki haftaiçi

Ama şimdi o akşama dair paylaşmak istediğim bir  konu var ki bilişim... Teknoloji nasıl almış başını gidiyor biz neredeyiz teknolojiye yenik düşersek sonumuz ne olacak daha yolun ne kadarını aşmışız tüm bu sorular kafamda dans ederek çıktım salondan...

Sizinde kafanızı biraz karıştırmak için bir video paylaşmak istiyorum.



20 Ekim 2011 Perşembe

Bendim Biz Olduk Çok Güzel Olduk!


















Bundan 7-8 ay önce mesleki ama bir o kadarda rahat ve eğlenceli bir blog tutmaya karar verdim. Evet benim kararımdı ama bilmiyorum İpek Hanım olmasa bu tavsiyede bulunmasa cesaret edermiydim...

Her neyse giriştim bu işe sonrada sevdim. Hakkımda kısmını yazarken dedim ki 'burada yazdıklarım okunur mu, okunsa ertesi gün tekrar okunur mu' diye sonra baktım ki okunuyor yavaş yavaş yazdıklarım bende tamam dedim devam.

Öyle böyle derken bugünlere geldik işte. Yavaş yavaş, azar azar takipçilerim olmaya başladı kimi eşim, dostum, arkadaşım kimi hiç tanımadığım, yüzünü görmediğim insanlar.

Şu var ki ben takipçilerimi çok sevdim. Bazen aranıyorum iş ile igili sıkıntılarını dinliyorum bazen başlarına gelen güzel bir haberi ve her defasında onlarla bu paylaşımda bulunmak, hayatıma dahil olmalarına çok ama çok mutlu oluyorum.

Ve müsaadenizle buradan az önce bana yazan sıkı takipçim Serhat'a bir kaç satır yazmak istiyorum;

Nasıl ve ne yazarsan yaz ne yazdığını bilerek ve kendin olmaktan vazgeçmeden yaz. Tam hakim olmadığın hiç bir konu hakkında emin olmadan tek satır yazma. İçine mutlaka kendi fikirlerini serpiştir.
En kısa sürede senin blogunun takipçisi olmak istiyorum. İşte sana cevabım... :)

Tüm takipçilerime çok teşekkür ederim ve bugün birkaç takipçim ile paylaştığım gibi 1 Kasım 2011 tarihinde www.gulsunmuftugil.com'da İnsan Kaynaklarına Genç Bakış'ta buluşmak dileğiyle...

Daha Çok Yolumuz Var Demektir Bu Durum!

Birkaç gündür aklımda olmasına rağmen bir türlü denk getirip blogumda paylaşamadığım bir konu hakkında yazmak istedim bu sabah.

Tanıdığım ve farkında olduğum günden bu yana ilgiyle ve çok beğenerek takip ettiğim Aydan Çağ ve Çağın İnsan Kaynakları'nda gördüğüm çok üzüldüğüm, çok şaşırdığım ve amiyane tabirle hiç yakıştıramadığım bir yazı gözüme ilişti ve bende bu konu hakkında birkaç satır yazmak ve İpek Hanım'ın blogunda tam içimden geçenleri yazdığı yazısını sizlerle paylaşmak istedim.

Aydan Hanım'ın sitesinde Eylül ayı içerisinde yayınladığı 'Şirketlerde Sosyal ve Yan Haklar 3' isimli yazısında Petkim'den Philip Morris SA'ya Tofaş'tan Silk and Cashmire'e kadar birçok firmanın kurum içerisinde uyguladıkları hakkında bilgiler paylaşmış. Cidden okurken bu yazıdan çok keyif almıştım. Yurt genelindeki yerli ve uluslararası şirketler neler yapıyor bunları bilmek IK'cının ciddi anlamda ufkunu açan bir konu. Kim neler yapıyor, kimlerin neler yaptığını zannederken aslında ne kadar da sığ kalmışlar vs. Güzel ve beğenilen uygulamaları kendi kurumumuza nasıl angaje edebiliriz derken düşünme ve yeni atılımlarda bulunma şansı veriyor bizlere. Bloggerlık günlerimin ilk zamanlarında 2. ya da 3. yazım benimde bu konu üzerine olmuştu. Herhangi bir kurumdan herhangi bir tepki ile karşılaşmamıştım.

Ama en son 15 Ekim'de Aydan'ın blogunda okuduğumda cidden şaşıp kaldım. Yemek Sepeti dergiye (Capital)  verdiği bu yazının sanal ortamda, mesleki bir blogda asla ve asla bir cümle değişimi yahut karalama, lekeleme derdi olmadan salt bilgi paylaşımı altında yazdığı bir yazıyı kaldırmasını talep ediyor, dikte ediyor.
Amaç ne olabilir, bu durumdan neden ve niçin rahatsız oldular cidden anlamadım ama hiç ama hiç hoşuma gitmedi.

Şimdi kendilerinin bu paylaşımdan rahatsız olmayacaklarına çok emin olarak İpek Hanım ve Sevgili Aydan'ın müsadesiyle http://www.kaynagiminsan.com/ 'dan konu ile ilgili yazıyı çok beğendiğim görseli ile sizlere aktarmak istiyorum.



Çağın İK, sevgili genç İK’cı Aydan Çağ’ın İK blogu. Güncel İK bilgi ve haberlerini bütün coşkusu ile paylaşıyor Aydan. Takip etmeyi seviyorum. Ellerine, aklına sağlık. :)
Geçen gün Aydan’dan bir mesaj aldım. Mesajında başına gelen sevimsiz ve ürkütücü bir olayı anlatıyordu. Ondan izin alarak mesajını paylaşıyorum:
“İpek Hanım Merhaba,
Sadece size sorabileceğim için sizi yine rahatsız ediyorum. :) Blogda Capital Dergisi’nin hediye olarak okuyucularına vermiş olduğu Kariyer Kavşağı adlı kitapta yer alan firmaların sosyal ve yan hakları ile ilgili bölümü 3 başlık altında paylaşmıştım. Bugün Yemek Sepeti’nden şu şekilde bir mesaj aldım.
Merhaba Aydan Hanım, sizden http://www.aydancag.com/sirketlerin-sosyal-ve-yan-haklari-3-2/ yazınızdaki Yemeksepeti.com bölümünü çıkartmanızı rica ediyoruz. Bu ricamızın sebebi; metnin direkt bir başka yerden alıntı olması ve blogunuzda kırpılmış-eksik haliyle yer almasıdır. Anlayışınız için teşekkür ederiz, iyi günler.
Açıkcası kaynak ve atıf göstermeden hiçbir şey yayınlamayan ben yazıyı olduğu gibi de eklemiştim. Kırpma sözkonusu bile değildi. Yazıyı çıkardım anlamadığım şey kitap içerisinde sunulan şeyin internette olması neden rahatsız ediyor. Bu konuları paylaşmak etik midir bunu öğrenmek istedim.
Sevgilerle
Aydan”
Etik olmayan birşey yaptığı korkusu, kaygısı ile Aydan yazının Yemek Sepeti ile ilgili bölümünü kaldırmış. Evet, Yemek Sepeti’nin Aydan’a uyguladığı baskı ilk etapta hedefine ulaşmış. Ama Yemek Sepeti İK ekibinin düşünemediği bir önemli girdi var: Netdaşların bu olaya tutumunun ne olacağı yani internet vatandaşlarının tepkisi. Lütfen linkteki yazışmaları okuyun.
Aydan Çağ’ın yazısı tümüyle uygundur. Kaynak belirtilmiştir. “Sosyal ve yan haklara” dair de hiçbir kırpma yapılmamıştır. Çarpıtılma yoktur. Dergide ne yazıyorsa o aktarılmıştır.
Aydan bana “Etik olamayan birşey mi yaptım?” diye sorduğumda cevabım “Hayır, sen değil, Yemek Sepeti sana karşı etik olmayan birşey yaptı”oldu.
Yemek Sepeti bir blogcunun yazı yazma özgürlüğünü, kendi işine gelmediği için, büyüklüğünü ortaya koyarak, hiçbir hukuki dayanağı olmadan engellemeye kalkmıştır. İnternet üzerinden kurumsal zorbalık uygulamıştır.
Bu önemli bir olay çünkü eğer blogcular kurumların işine gelmediği durumlarda böyle zorbalıkları ile uğraşmak ve savaşmak zorunda kalacaksa işveren markaları çok fazla zarar görecek. Aynen şu an Yemek Sepeti’nin yaşadığı gibi.
NOT: Yemek Sepeti İK ekibinin en kısa sürede “Sosyal Medya Kullanımı”, “Sosyal Medyada İtibar Yönetimi” ve “İşveren Markası” eğitimlerini almalarını şiddetle tavsiye ederim.

http://www.kaynagiminsan.com/
http://www.aydancag.com/

17 Ekim 2011 Pazartesi

Bu İş Zor İş


Herkesin derdi koltuk olsun varsın ama IK'cının derdi bu olmasın lütfen... :)

İnsan Kaynakları bir işletmedeki tüm çalışanları içine alan kavramdır. Hammadde, para, zaman gibi bir kaynaktır ama pek tabi hepsinden farklı, üstün, bambaşkadır. İnsan değil midir neticede hammadeyi mamüle çeviren, zamanı ektin kullanıp maksimum fayda sağlayan demek ki en kıymetli kaynak insan kaynağıdır.  Peki bu kaynağı yönetmek, yönlendirmek, motivasyonu yüksek tutmak, ayırmadan-kayırmadan yönetmeyi başarmak işte bu iş ciddi iştir, zor iştir, meşakkatli iştir ama içine girince çıkılamayacak kadarda sevgi işidir.

Kim ne derse üretimde çalışan personel fabrikanın İnsan Kaynakları Müdürü'nü tanımıyorsa, adını duymamış, yüzünü görmemişse ben o insana IK'cı demem!

Güzel, şık, kocaman fabrikalar içinde üretim var, idari ofisler var. Şık ofisler, kaliteleri mobilyalar, son sistem bilgisayarlar çoğunlukla şık aksesuarlar vs... Evet ne yalan söyleleyim ki şimdi bende istiyorum böyle bir ofis şöyle rahat bir müdür koltuğu gül ağacından bir masa, karşımda siyah şık deri koltuk takımları vs.. Eee hoş valla :)

Pazarlama müdürü planlamada çalışan personeli ne kadar tanır, tanımalı bilemem ama IK Müdürü şirketteki herkes hakkında fikir sahibi olmalı, müdürü herkes tanımalı.

Bugüne kadar üretimde çelik levhaların arasında gezinenide gördüm masasının başından kıpırdamayanı da.

IK Müdürü herkesten farklı olmalı masanın başında kimseyi tanıyamazsınız, kimse hakkında doğru kararlar veremezsiniz. Hayata, işe, çalışanlara karışmanız gerek.

Yüzü asık gelen Mehmet Usta'nın derdini bilmiyorsanız lütfen gidin bir adım geriye, annesi hasta olduğu için o gün düşük performans gösteren sekreterin durumundan bi-haberseniz lütfen IK'cıyım diye dolaşmayın ortalıklarda.

Kendim IK'cı olduğum için değil bu sözüm, cidden bu iş zor iştir her şeyi, herkesi takip etmek kişileri mercek altında tutmak salt şirket içindeki değil o kapının dışındaki hayatı hakkında da fikir sahibi olmak işte bunlar zor işlerdir. Akıl, beceri ama bence hepsinden önemlisi duygusal zeka gerektirir. Son yaşadığım birkaç müdürü düşündükçe mesleğime yapılan bu saygısızlık ciddi anlamda canımı sıkıyor. Bir şirketin can damarı insanlar ve bu kaynağın yöneticisi bu önemli, saygı duyulması ve layığı ile yerine getirilmesi gereken bir pozisyon. Lütfen İnsan Kaynakları Müdürüne idari işler ya da satın almacı görevi vermekten vazge.çin. Sizin henüz ne olduğu bilmediğiniz bu görev farkında mısınız ki şirketinizi ayakta tutan güç aslında.

6 Ekim 2011 Perşembe

Steve Jobs

Uzun yıllardır Apple kullanıyorum. Ipod ile başlayan aşkım macbook iphone ipad derken katlanarak sürdü gitti. Bilim, bilişim adamlarının hepsini çok seviyorum saygım çok elbette ama Steve Jobs' a hepsinden farklı bir gönül bağım vardı sanki.

Bugün cidden üzgünüm Dünya büyük beynini erken kaybetti. Hayatımıza dahil ettiği onca yenilik için sonsuz teşekkürler.