Follow by Email

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Sen İstediğin Kadar Gri Ol Ben Masmaviyim,Yemyeşilim

Öyle garip insanlar var ki şu hayatta ellerinde birkaç şey... Bir iş, meslek, eş, biraz para falan o kadar bunun dışında her şeye kapalılar. Hayatlarına ekstra birşey dahil etmeye hiç ihtiyaç duymuyorlar.  İşe gidip eve dönüyorlar ya da okula gidip, sınava girip eve dönüyorlar. Hayatlarında, hayata renk katan hiç bir halt yok. Gri hayatlar yaşıyorlar. İçinde hiç kırmızı yok, mavi yok, yeşil yok, mor yok...

Gri hayatlarının içinde yaşarken etraflarına gri toz bulutu saçıyorlar. Senin kırmızının, benim morumun üzerindeki minik gri lekeler ne sanıyorsun?

Bu insanlara bir isim takmak gerekse ne takardım bilmiyordum. Bunlar dondurmanın sadesi, işkembenin sarmısaksızı gibi tipler. Ağız tadını bozan, yaşam enerjisini düşüren, renklerimize bozluk katan cinsten insanlar.

Düşünüyorum bir yandan bunlara ne diyebilirim diye? Bunlar 'ben böyleyimciler' evet aslında tam aradığım tabir bu değil ama böyle diyeceğim bu yazımda...

Ben böyleyimci'ler sinemaya gitmez, tiyatroya gitmez, üretmez, yaratmaz, bir sabah erkenden uyanıp güneşin doğuşunu izleyeyim gökyüzünün o muhteşem renginde ruhumu aydınlatayım demezler.

Çünkü onlar öyledirler. Onları öyle kabul etmemizi  beklerler. Zaman zaman değişme eğilimi gösterip sonra yolun yarısına varmadan eski modlarına dönerler.

Bunlar için ne yapabiliriz bilmiyorum ama ben bu ben böyleyimcileri sevmiyorum. Üretmeyen, çabalamayan, hayat standardını yükseltmek için çaba sarf etmeyen insanlar benim için kuru kalabalık. Bunları bir yere toplayıp eğitip topluma yararlı bireyler haline getirip sonra ortalığa bırakmalıyız. Evet tamam sosyal kelebek olmasınlar ama bu kadar grilik çok fazla hayata biraz renk lazım.

Gökyüzü bile önce kararıp, yağmurunu boşaltıp sonra yedi renge bürünürken nedir sizin bu haliniz, kibiriniz? Kime bu tepkiniz kendinize mi yoksa rengarenk bizlere mi?

Sizler bizim kırmızılarımızın üzerinde bir kaç damlasınız o da biz sizi elimizin tersiyle silkeleyene kadar... Ben olsam tez zamandan vazgeçerdim gri olmaktan...

Hadi bu gece herkes hayattan birşeyler istesin. Bir nefes, bir enerji, bir renk isteyelim. Boşverin uyumsuz olsun turuncuya maviyi, kırmızıya moru katın rengarenk olsun ruhunuz atın kendinizi sokağın kalbine...

Başkalarının kırmızılarına gri toz bulutu saçacağınıza grilerin üstüne kırmızının ateşini savurun...

Kısacık ömrümüzü yemyeşil, masmavi geçirelim. Biri doğanın rengi biri suyun. Unutmayın ki bunlar olmadan çiçekler açamaz ruhumuzda... Grinin üstünden ancak arabalar geçer oysa yeşillerde rengarenk çiçekler yeşerir. Ve bizim ruhumuzdan derilen çiçekler kimbilir kimlerin ruhunu süsler...

Bu döngüde gelin isteyelim, rengarenk olmayı isteyelim...

İSTİYORUM ÖYLEYSE VARIM.

ve hatta 11 Ağustos'da Nişantaşı'na gidip Rana Özşeker'in renklerle ilgil şahane konuşmasını dinleyelim.

Sevgiler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder