Follow by Email

9 Haziran 2011 Perşembe

Gecikmiş Bir Yazı…


Ne zamandır yeterince ilgilenemedim blogumla… Havalardan mı, yoğunluktan mı, bir süredir biraz keyifsizim ondan mı acaba diye düşünürken bir baktım İpek Hanım bloguma girip yazıma yorum yapmış üstüne bir de sitemde blogunu tanıtacağım demiş… Aman Allahım!!! O anda dedim ki Gülsün, senin havadan sudan eften püften etkilenip de bu blogu ihmal etme hakkın yok. En önemli önceliklerinden biri olmalı bu blog hep üretmeli hep yazmalısın… Daha takibe değer bir hale getirmek için çalışmalı, okumalı, gelişmeli, üretmeli, yazmalıyım… Evet çok iyi yazamasam da yazdıkça daha iyi olacağım inancıyla bir süre daha bu yazılara katlanmalıyız… : )

Ne zamandır paylaşmak istediğim konu geçen cumartesi katıldığım eğitim… Birkaç önce ki yazımda üstün körü de olsa değindim ama paylaşmak istediğim detaylar var…
Hadi bakalım buyurun 4 Haziran’da ki Eğitimime ;
Eğitimin ilk yarısında Ali Can Sodan’ı dinledik. Dupduru, tertemiz insanı düşündüren ince ince kafa karıştıran bir konuşma. Ben kimim, neyim, ne istiyorum, ne istemiyorum, hayallerim ne, gerçeklerim ne, ne olmalı,ne olmamalı, kariyer ne, benim kariyer hedefim ne, peki bu hedefin neresindeyim, hayatımı ne kadar etkiliyor bu hedefler, ne kadar etkilemeli peki, neden, neden, neden… Bir anda şunu fark ettim ‘yahu benim hayatımla ilgili ne kadar çok belirsizlik varmış’. Ben daha ne istediğimi bilmiyorum işin kötü yanı şu ki ben bunu bilmediğimin farkında bile değilim. Ben kendime hiç soru sormamışım başkaları hakkında merak edip tırtıkladığım ‘o ne, bu ne, sen kimsin, ismin ne, cismin ne’ sorularını neden bir kere de kendime sormamışım hiç mi merak etmemişim kendimi,  kendimin farkında olsaydım belki de her şey bambaşka olur muydu?
 Ve ben o günden beri kendime durmadan soru soruyorum. Kimi cevapsız kalıyor dönüp tekrar soruyorum.  Bu yaşımdan sonra kendimi tanımaya başlıyorum, hayatımın şekillendiğini hissediyorum. Eksiklikler,  fazlalıklar ortaya çıkıyor. Fazlalar çıkıyor yenilere yer açılıyor, kimliğimi, adımı, kişiliğimi keşfediyorum. Hayallerimi yeniden keşfediyorum, gerçeklerimi yeniden sorguluyorum. Ve Ali Can Bey’in dediğini yapıyorum ‘Hayal Balonumu Gerçek Sepetime Bağlıyorum’ Hayallerim gerçeklerimi özgürlüklere uçuruyor.  Ben soru sormayı öğreniyorum ve ilk sorularımı kendime soruyorum. Ben Kimim? Umarım bu yazım birkaç kişiye ulaşır ve onlarda kendilerine sorar BEN KİMİM? NEDEN? NEDEN? NEDEN?
Eğitimin ikinci yarısında Turkcell-Superonline Grup’tan Derya Ayyıldız’ı dinleme şansımız oldu. İnsana huzur ve güç veren bir kadın profili… Hani vardır ya bazı insanlar o konuşsun ben dinleyeyim dersiniz işte kendisi bu tanıma girenlerden. Derya Hanım anlatsın biz dinleyelim. O’ da bizimle şahane bir yetenek yönetimi sunumu paylaştı firma içinden fiili örneklerle zenginleştirdiği sunumun sonunda içimden tek geçen birgün mutlaka bunları yapmalıyım oldu. Birgün bunları hayata geçirmeliyim öğrendiklerime kendimden bir şeyler katmalıyım ve hayata geçirmeliyim.  Derya Hanım eğitimin sonunda sunumunu bizlerle paylaştı. Bir iki gün sonra baştan sona okudum sunumu tekrar teşekkür ettim bu kıymetli kaynak için kendisine…
İşte böyle… Aklımda olanları paylaşmak istedim sizlerle bu cumartesi dahil olduğum kurumda son eğitimimi alacağım. Eminim yine çok kıymetli yöneticiler bizlere yine çok kıymetli bilgi ve deneyimlerini aktaracak, bende tabi sizlerle paylaşacağım.
Bugün bir de kitap önerisinde bulunacağım size ben okudum çok beğendim belki sizlerde beğenirsiniz. Bu aralar iki kitap okumaya başladım biri mesleki gelişim diğeri roman hikaye vb türde oluyor. Eskiden öğrencilik zamanımda yapardım bunu hep iki kitap okurdum biri otobüs kitabım diğeri ev kitabım olurdu. Bugün içinde Hakan Günday’ın Az isimli kitabından bahsedeceğim yazımda sizlere görüşene kadar sevgiler, saygılar : )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder