Follow by Email

12 Kasım 2011 Cumartesi

Gracias Barcelona



Evet bize yaşattığın şahane 5 gün için gracias Barcelona!

Hayat zaman zaman bizi bırakıp kafasına göre hareket etse de aslında çoğunlukla bizim seçimlerimizdir. Bir şey için diğerinden vazgeçeriz, biri için ötekinden, kırmızı elbise için siyahından, daha geniş ve ferah bir ev için küçük ama sevimli olanından, daha çok para kazanmak için az para kazandığın ama evine yakın olan işten... Ve yeni seçimlerimiz hayatımız oluverir bir anda... Övünmek gibi olmasın bende genelde iyi seçimler yapmışımdır. Arada istisnalar olmadı mı pek tabi oldu ama 28 yıllık hayatın içinde çoktan kaybolup gittiler bazıları da benim seçmediğim maalesef doğuştan kötü şanslardı ama ne yalan söyleyeyim o da çoktan püff! uçuverdi ömrü hayatımdan.

Bu girizgahla Barcelona'yı sakın haa işte Barcelona'da şahane bir seçimdi diye bağlayacağım sanmayın :)
Ben bu girizgahı yol arkadaşım için yaptım. Alanım insan kaynakları olunca girdiğim bir ortamda gözü en ışıklı insanı hemen seçiveriyorum. Yok abarttım henüz bu konuda bu denli yetenekli değilim ama çalışma hayatımın bana bu yönde pozitif katkılarını da asla yabana atamam. Uzun çalışma hayatı (yaşıma göre) ve genelde çok değişik sektörler ve çok farklı kültürden insanlarla çalışmış olmanın katkısı çok ama çok büyük.

Bundan 7 ay önce tanıdım yol arkadaşımı. Önce biraz tereddütle sonra bu tereddütler azalarak yavaş yavaş hayatıma dahil ettim onu bu arada az yormadı beni... Her şey bir IK'cının kolay kolay üstesinden gelecek kadar kolay olmadı. Uğraştırdı, yordu, zaman zaman üzdü, kırdı, hayal kırıklığına uğrattı ama ondan vazgeçmemem için hep bir açık kapı bırakmayı becerdi :) Bazen bazıları olur içinizden bir ses 'tut, bırakma' der... En sevdiğiniz arkadaşınız gibi, canınızın içi kuzeniniz gibi, anneniz, kardeşiniz gibi hani işte tam da böyle biri olduğundan şüphem yoktu tuttum bırakmadım. Ayıptır söylemesi birini bir taraftan ben diğer taraftan bir başkası ya da bana gelmesine engel bir olay tutuyorsa mutlaka benim elimde kalır. Ben sevdiklerim için savaşır ve kazanana kadar asla vazgeçmem.

İşte ben bu çok sevdiğim yol arkadaşımla çıktım yola geçtiğimiz cumartesi sabahı. Barcelona ortak seçimimizdi. Aylar önceden yaptık programı vizeydi oydu buydu derken stres dolu birkaç haftanın ardından nihayet İspanya sınırlarındaydık. Amaç yeni ülke görmek, yeni kültürler keşfetmek, değişik lezzetler tatmak, ve 2 IK'cı olarak bol bol gözlem yapmaktı. İkimizinde hala aklı ve yüreği orada bundan şüphem yok. İspanyollar bize çok benzeyen genelde sıcak kanlı, konuşkan ve çok obur bir millet. Sokaklarda sadece restoranlar ve onların Tapas dediği ayak üstü atıştırmalıkların yendiği küçük barlar dolu. Mağazalar, bankalar, eczaneler her yer bomboş ama yemek yenen her yer tıka basa dolu.
Barcelona sahil şeridinde yapıları, geniş caddeleri ve caddeleri üzerinde sanatlarını sergileyen her telden çalan sokak sanatcılarıyla şahane bir şehir. Şehri müteahhitler değil mimarlar inşa etmiş. En sıradan bina dahi sanat eseri gibi. Hastaneler, müzeler, lokantalar, publar her yer, her bina şık olsun diye uğraşılmış ve bu çabalar kesinlikle boşa gitmemiş.

Hergün sabah çıkıp akşam saatlerinde döndük otelimize. Gücümüz ve bilgimiz yettiğince her yeri gezmeye çalıştık ama bana sorarsanız bu gezide ancak acemiliğimiz attık kesinlikle tekrar gidip keşfedilmeli. Değişik yemekler yiyip değişik içecekler içmeye çalıştık. Yöresel içkileri sagardiyi son gün keşfettik ama farkeder etmez içtik yetmedi kendisi ile bir de fotoğraf çektirdik :)

Şehir saat 14:00 / 16:00 arası siestaya geçiyor. Hastane ve eczane dışında her yer kapanıyor ve insanlar akın akın Tapas'lara gidiyor. Önlerinde birkaç çeşit kanepe ve bir bardak sagardi ile 2 saat sohbet ediyorlar, konuşmayı çok seven bir ırk. Dillerine de çok bağlılar garip bir şekilde yol tarifi istediğimizde İngilizce başlayıp İspanyolca devam ediyorlar :) Ne yazık ki Ola ve Gracias dışında tek kelime bilmiyorduk.

Mesai sabah 10:00'da başlıyor 2 saat siestayı düşüyoruz akşam 20:00' da da sona eriyor. Rahat çalışan, yaşamak için çalışan sevimli insanlar.

Ulaşım sistemini kökten çözmüşler. Metro şehrin yer yerine gidiyor ve 4 hat üzerinde herhangi bir noktaya geçmek için sadece 1,45 Euro ödemeniz yetiyor. Aktarmalarda tekrar bilet almak ya da bizde olduğu gibi 1 saatte geç, indirimli geç gibi durumlar yok. Teknoloji bizden geri, mantalite bizden çok ötede.

Kadınlar çalışma hayatında çok aktif. Havalimanı-Barcelona arası çalışan AeroBus'ları kadın şoförler kullanıyor. Taksilerde erkekler kadar sık olmasa da oldukça fazla kadına rastlayabilirsiniz. İster inanın ister inanmayın ama saçı fönlü ve güneş gözlüklü sokak süpüren kadınlar var, gördüm. Sokakların nasıl o kadar temiz olduğunu o an anladım eee kadın eli değdiği belli :)

Yemek yemek ve içki içmek çok ucuz. Şarap sudan ucuz desem yalan olmaz. 4,75 euroya şarap istediğimde 2 kişi olduğumuz için 2 şarap siparişi vermeye yeltendiğimde uzak doğulu sevimli garson beni uyardı. Bu kadeh değil şişe diye önce yanlış anladım sandım sonrada buna israr edince kızcağız beni susturup getirip şişeyi önümüze koydu. Şahane İspanyol şarabını bu kadar ucuza içebildiğimiz için mutluyduk tabi, sarhoşluğumzda sadece mutluluktan... :)

Kocaman upuzun bir sahil şeridi var. Gittiğimizde adam boyu dalgalarda sörf yapan sporcular vardı. Aniden bastıran yağmurun altında dalga sesleri ve sörfçüleri izlemek şimdi düşünüyorum da ne hoştu. Hele ki üzerinde yediğim Violet dondurma paha biçilemez. Dedim ya ucuz ve bolluk şehri. Sadece 2 euroluk dondurma almak istediğimde adamın dolduruğu cupa inanamadık. İki kişi yedik ve ona rağmen büyük bir kısmı ne yazık ki çöpe gitmek zorunda kaldı.

Sanırım bunca güzellikte tek üzücü yanı dünyada yankesicilik sıralamasında 2.şehir oluşu. Rehberimiz Kaan Bey'in uyarısı üzerine hep tetikte ve çok dikkatli olduk çok şükür ki ne bizim ne de turdan bir arkadaşımızın başına kötü bir olay gelmeden atlattık.

Birazda Andorra Prensliği'nden bahsetmek istiyorum. Fransa sınırına yakın İspanya ile Fransa arasında sıcak, sevimli kayak yapmak için İsviçre'den sonra dünya sosyetesinin en çok tercih ettiği ikinci ülke. Sadece 17.000 nüfuslu, dağları karlı, asıl ününü vergisiz alışverişle kazanmış bu küçük ülkeye hazır gitme şansımız varken kaçırmayalım dedik. 3,5 saat süren eğlenceli bir yolculuğun ardından vardığımızda kendimizi kocaman bir süpermarketin için koynu kucağı çikolata dolu bir şekilde alışveriş yaparken bulduk.

Parfümler hediyeler derken yorgunlukla kendimizi yemek yemek için küçücük bir lokantaya attık. İnanın hala ne yediğimizi bilmiyoruz çok da önemi yok  yemek güzel değildi ama biz güzeldik, keyfimiz yerindeydi işte...

Yol arkadaşımla ilk yurtdışı seyahatimizden geriye sanırım ikimizinde aklında hep güzel şeyler vardı... Öyle olmasa daha bir sürü ülke görüp 24 yıl sonra yeniden Barcelona'ya gelme hayalleri kurmazdık öyle değil mi :)






Gracias Barcelona, Muschas Gracias Volkan :)








Hepinize kocaman sevgiler, öpücükler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder